Dünyanın En Büyük Fon Yöneticisi: Doların Hakimiyeti Bitecek

Uluslararası yatırım kuruluşu BlackRock’ın CEO’su Larry King, doların küresel para statüsünün sonsuza kadar sürmeyeceğini söyledi.

Dünyanın en büyük varlık yönetim firması BlackRock’ın CEO’su Larry KingABD dolarının küresel rezerv para statüsünün sonsuza kadar sürmeyeceğini söyledi.

Singapur‘da düzenlenen Yeni Ekonomi Forumu’nda konuşan King, ABD Federal Hükümeti’nin ağır borç yükü altında olduğuna ve faizlerin yükseldiğine dikkat çekerek bu durumda daha önce ABD’ye borç verenlerin yavaş yavaş ortadan kaybolacağını ifade etti. King konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Sorun şu ki çok büyük açıklarımız var. Ancak şu anda dünya çapında bize borç verenlerle kavga ediyoruz. Genellikle kreditörlerinizle kavga etmenin sonu pek iyi olmaz. Amerika‘nın açıklarının yüzde 40’ı dışardan finanse ediliyor. Başka hiçbir ülke bu ayrıcalığa sahip değil.”

BlackRock’ın CEO’su Larry King

DAHA ÇOK FAİZ TALEP EDİLECEK

Yaklaşık 6,4 trilyon dolarlık varlığı yöneten BlackRock’ın CEO’su King, borç ve faiz artışlarının devamı halinde hisse senedi piyasalarının da hasar görmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. King, “Artan açıklar nedeniyle borcumuz da yükselecek ve yatırımcılar daha çok faiz talep edecek” diye konuştu.

ABD açıklarının kapatılması için satılan hazine borç senetlerinin (bonu-tahvil) en büyük yatırımcıları arasında Çin ve Japonya yer alıyor.

 

Trump’tan Türkiye ve Kaşıkçı açıklaması

 

ABD Başkanı Trump, ABD’de yapılan Kongre seçimleri sonrası Beyaz Saray’da düzenlediği ilk basın toplantısında, gazeteci Cemal Kaşıkçı konusunda kendisine yöneltilen soruyu yanıtladı.

Trump, “Bu konu üzerine gelecek hafta çalışacağız, Kongre’yle yakın bir çalışma içerisindeyiz. Birlikte çalışıyoruz, hepsi yetenekli insanlar. Türkiye ve Suudi Arabistan’la birlikte çalışıyoruz. Bu konuda güçlü bir fikir oluşturuyorum.” diye konuştu.

İRAN YAPTIRIMLARINDA TÜRKİYE MUAFİYETİ

Trump ayrıca, Türkiye’nin de dahil olduğu 8 ülkeye, İran’a yönelik yaptırım paketinde petrol ithalatı konusunda muafiyet tanınmasına ilişkin de açıklamalar yaptı.
Bir soru üzerine Trump, “ABD tarihindeki en büyük yaptırımları uyguladık.” değerlendirmesinde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

“Fakat bazı ülkelere süre verdim, çünkü talepte bulundular. Bunu yaptım, çünkü petrol fiyatlarının varil başına 100 veya 150 dolara çıkmasını istemiyorum. Çünkü fiyatları aşağı çekiyorum. Eğer bakarsanız, petrol fiyatlarının aşağı düştüğünü görürsünüz.”

Trump petrol fiyatlarının son aylarda düşüşte olduğunu vurgulayarak, “Yaptırım konusunda çok sert olmak yerine, petrolün bazı ülkelere gitmesinde sorun görmedik. Petrol fiyatlarının yükselmesini istemiyorum. Çok hassas bir pazar. Zaman içerisinde belki daha sert bir pozisyon alacaklar. Fakat dünya genelinde petrol fiyatlarının yükselmesini istemiyorum.” diye konuştu.

 

Kaynak: TGRT Haber

Trump ile tartışan CNN muhabirine yaptırım!

 

CNN muhabiri Acosta, sosyal medyada kendisine ait Twitter hesabından açıklama yaparak, Beyaz Saray’a alınmadığını duyurdu.

Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında Acosta ile Trump arasında yaşanan gerginlik sonrası Beyaz Saray’ın bu kararı alması dikkati çekti.

“GİZLİ SERVİS BENİ BİLGİLENDİRDİ”

Acosta, “Az önce Beyaz Saray’a girişime izin verilmedi. Gizli Servis, saat 20.00’de gerçekleşen televizyon programım için Beyaz Saray’a giremeyeceğim konusunda beni bilgilendirdi.” mesajını paylaştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders ise CNN muhabiri hakkında alınan karara ilişkin açıklama yaptı.

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

“STAJ YAPAN GENÇ BİR KADINA DOKUNULMASINA MÜSAADE ETMEYİZ”

Acosta’nın, Trump’la yaşadığı gerginlik sırasında kendisinden mikrofonu almaya çalışan Beyaz Saray çalışanına dokunduğunu belirten Sanders, “Başkan Trump kendisine yöneltilen sert soruları memnuniyetle karşılar fakat biz sadece işini yapmaya çalışan ve Beyaz Saray’da staj yapan genç bir kadına dokunulmasına müsaade etmeyiz.” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü’nün bu ifadeleri üzerine sosyal medya hesabı aracılığıyla açıklama yapan Acosta ise iddiaları yalanladı.

Basın toplantısında, Trump ile Acosta arasında yaşanan gerginlik sonrası Başkan Trump, “CNN, seni çalıştırdığı için utanmalı. Kaba ve berbat bir insansın. CNN için çalışmıyor olmalısın. Sarah’a (Beyaz Saray Basın Sözcüsü) davranış biçimin berbat. Diğer insanlara davranış biçimin berbat. İnsanlara bu şekilde davranamazsın.” demişti.

Trump’ın, kendisi hakkında sık sık eleştirel haberler yapan CNN’i basın toplantılarında özellikle hedef alarak, bu medya kuruluşunun “yalan haber” yaptığını vurgulaması dikkati çekiyor.

Kaynak: TGRT Haber

ABD Sudan’a şart sundu! Eğer bunu yaparsanız…

 

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Sudan’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarabileceği belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, konuya ilişkin ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı John Sullivan ve Sudan Dışişleri Bakanı Dirdeiry Mohamed Ahmed’in Washington’da görüştüğünü ve iki ülke arasında yeni bir dönemin başlatılmasını kapsayan 2. aşamayı ele aldıklarını açıkladı.

Sudan’ın terörle mücadele iş birliğinin genişletilmesi, din ve basın özgürlüğünün yanı sıra insani yardımın geliştirilmesi, iç savaşların durdurulması, barış sürecinin ilerlemesi için daha elverişli bir ortam oluşturulması ve Kuzey Kore ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına bağlı kalması gibi konularda ilerleme kaydetmesine vurgu yapan Nauert, gelişmelerin ABD tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade etti.

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

Nauert, “Bu gelişmelerin bir parçası olarak, Sudan aynı kararlılığı göstermeye devam eder ve 2. aşamanın gerektirdiği altı temel sorunun ele alınması ve çözümünde ilerleme kaydederse, ABD Sudan’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkartmaya hazır.” dedi.

Nauert ayrıca, ABD’nin Sudan ile iş birliği yapmayı ve Sudan halkı ve bölgenin yararına anlamlı gelişmeler görmeyi istediğini sözlerine ekledi.

Kaynak: TGRT Haber

Edward Snowden’dan flaş ‘Cemal Kaşıkçı’ iddiası

 

Rusya’da “bilinmeyen bir yerden” İsrail’in başkenti Tel Aviv’de  düzenlenen konferansa video konferans yoluyla katılan Snowden, dünyadaki casus  yazılımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Snowden, İsrailli NSO Group gibi bazı yazılım firmalarının hükümetlere  sattıkları casusluk programlarının muhalifleri takip etmek için kullanıldığını  belirtti.

Kaşıkçı cinayetine de değinen Snowden, “Suudiler, Kaşıkçı’nın randevu  alması nedeniyle konsolosluğa gideceğini elbette biliyordu ama nasıl onun  niyetini ve planları bilebiliyorlardı?” diye sordu.

Cinayete ilişkin daha önce de dile getirilen bir iddiayı tekrarlayan  Snowden, Kaşıkçı’nın Kanada’da sürgünde olan bir arkadaşının telefonuna NGO’ya  ait Pegasus isimli casus programının yüklendiğini ileri sürdü.

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

Arkadaşının telefonuna yüklenen program sayesinde Suudilerin Kaşıkçı  hakkında bilgi topladığı iddiasında bulunan Snowden, “Gerçek şu ki onlar  (Suudiler), İsrailli şirket tarafından yazılan bir program sayesinde onun  (Kaşıkçı) birkaç arkadaşını takibe aldı.” ifadesini kullandı.

Kanada’daki The Citizen Lab isimli araştırma grubunun Kaşıkçı  cinayetinden bir gün önce yayımladığı rapora göre, Cemal Kaşıkçı’nın arkadaşı  olan ve Kanada’da yaşayan Suudi Arabistan yönetimine muhalif aktivist Ömer  Abdulaziz’in telefonuna geçen yaz Pegasus casusluk programının yüklendiği tespit  edilmişti.

Cep telefonlarının neredeyse sınırsız gözetimine izin veren  Pegasus programı “dünyanın en güçlü mobil casus yazılım uygulaması” olarak  gösteriliyor.

NSA’nın gizli bilgilerini 2013’te basına sızdıran Edward Snowden,  siber casusluk skandalına yol açmıştı. Snowden, ABD istihbaratının tüm dünyada  milyonlarca kişinin internet ve telefon kayıtlarını izlediğini ortaya çıkarmış,  ülkesinde adil yargılanmayacağı inancıyla ABD’yi terk etmişti. Rusya’ya sığınan  Snowden’a 2020’ye kadar bu ülkede oturum izni verilmişti.

Kaynak: TGRT Haber

Suudi Arabistan’da sel felaketi: 14 ölü

 

Suudi Arabistan’da Mekke-i Mükerreme ve başkent Riyad olmak üzere çeşitli şehirlerinde hafta başından beri etkili olan şiddetli yağış sonucu sel felaketi meydan geldi. Suudi Arabistan sivil savunma ekiplerinin yaptığı açıklamaya göre yaşanan felaket sonucu 14 kişi yaşamını yitirdi. Sivil savunma ekibinin Suudi Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, 4 kişinin Mekke-i Mükerreme’de 3 kişinin Baha kentinde, 2 kişinin doğu bölgelerinde birer kişinin de Riyad, Asir, Tebük, Cizan ve Hail kentlerinde yaşamını yitirdiği kaydedildi. Ayrıca yüzlerce koyun ve deve de selden telef oldu.

Sel sonucu mahsur kalan yüzlerce kişinin kurtarıldığı aktarılırken vatandaşlara tehlikeli olabilecek yerlerden uzak durulması için çağrıda bulunulduğu aktarıldı.
Çöl ikliminin hâkim olduğu Suudi Arabistan’da yaşanan felaket şaşkınlığa yol açarken Peygamber Efendimizin kabrinin bulunduğu Mescidi Nebevi’de yağan dolu kameralarca anbean görüntülendi.

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

Kaynak: TGRT Haber

İran’a yaptırım muafiyeti ile ilgili çok önemli gelişme!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ABD’nin İran’a yönelik tekrar ambargo kararı almasına ilişkin olarak ‘Biz bu coğrafyadayız. Suriye, Irak, İran bizim komşularımız ve bunlarla ticaretimizi sürdürmek zorundayız. Ambargo konusunda ABD’nin Türkiye’yi muaf tutacağını düşünüyoruz’ dedi.

Kaynak: TGRT Haber

Son dakika… Çavuşoğlu’ndan ABD yaptırımı açıklaması!

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD ile yaşanan yaptırım krizi hakkında “Eş zamanlı olarak kaldırdık” dedi.

18. D-8 Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı, Dışişleri Bakanı  Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde Antalya’da düzenlendi.

Toplantıya İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Pakistan Gelirlerden  Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed Ahmet Azhar, Nijerya Dışişlerinden Sorumlu Devlet  Bakanı Khadija Bukar Abba İbrahim, Malezya Dışişleri Bakan Yardımcısı Dato  Marzuki Bin Yahya, Mısır Ekonomik İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı  Said Hindam, Bangladeş Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mahbub Uz Zaman ve  Endonezya’dan Büyükelçi Murya Wilana katıldı.

Çavuşoğlu, toplantının açılış konuşmasında D-8 ülkelerinin bakanlarını  Antalya’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederken, Endonezya’daki uçak  kazası ve Mısır’daki terör saldırısı nedeniyle iki ülke halkına taziyelerini  iletti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde geçen yıl D-8’in  20. kuruluş yıl dönümünü İstanbul’da kutladıklarını hatırlatan Çavuşoğlu, D-8’i  kurarken sahip oldukları iş birliği ve dayanışma ruhunun aynı şekilde  sürdürdüklerinin altını çizdi.

Çavuşoğlu, halkların ortak menfaati ve paylaştıkları değerler  temelinde D-8 platformunda bir araya geldiklerine işaret ederek, bu birleştirici  özelliğin D-8’in bir başarısı olduğunu kaydetti.

D-8 bağlamında bazı eksikliklerin de gözardı edilmemesi gerektiğini  aktaran Çavuşoğlu, D-8’in bu modern çağın gereksinimlerine ayak uydurmak için  kendisini geliştirmesi gerektiği vurguladı.

“10 yıllık  yol haritası taslağı var”

Çavuşoğlu, geçen yıl İstanbul zirvesinin örgütün son 20 yılını gözden  geçirmek ve eksikleri tespit etmek için güzel bir imkan sunduğunu söyledi.  Zirvede kabul edilen İstanbul bildirisi ve eylem planıyla da mevcut durumun  fotoğrafının çekildiğini anımsatan Çavuşoğlu, D-8’den beklentilerin en üst  seviyede ele alındığına işaret etti.

“Şimdi de önümüzde D-8’in 2020-2030 dönemine ışık tutacak 10 yıllık  yol haritası taslağı var.” diyen Çavuşoğlu, gelecek sene Bangladeş’in başkenti  Dakka’da yapılacak bakanlar konseyi toplantısında bu yol haritasının kabul ederek  çalışmalara bu yönde şekil vermeye başlayabileceklerini belirtti.

Çavuşoğlu, “Önümüzdeki zamanı, D-8’i yenileyip canlandırmak, çağın  ihtiyaçlarına uygun hale getirmek için en verimli şekilde kullanmak lazım.  Uluslararası gelişmelere daha çabuk karşılık verebilecek bir D-8’den yanayız.”  diye konuştu.

Çalışmaları bu yönde hızlandırıp esnek hale getirdikleri durumda daha  az zaman ve ve enerjiyle daha çok iş başarabileceklerini kaydeden Çavuşoğlu,  “Yeni üyelerle gücümüzü ve potansiyelimizi daha da arttırabiliriz.” dedi.

Reform konusunda 8 ülkenin mutabakatına dayalı bir şekilde hareket  etmeleri gerektiğine değinen Çavuşoğlu, D-8’in daha etkin hale getirilmesi için  yapıcı diyalog ve müzakere yoluyla bir anlayış birliğine varılabileceğine olan  inancını dile getirdi.

Çavuşoğlu, D-8’in proje ve sonuç odaklı çalışmalarının da  güçlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, yapının saygınlığının daha geniş  kitlelere ulaştığı ölçüde artacağını vurguladı.

“Takas odası kurulmasını teklif ediyoruz”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu şunları kaydetti:

“Esnaf, sanayici, kobi ve tarım sektörünü ne ölçüde geniş bir  yelpazede bu yapıya dahil edersek D-8’in faydalarını o derece somut ve görünür  kılabiliriz. Özel sektör kuruluşlarının da örgütün çalışmalarına önemli katkılar  sunma potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz ve onları teşvik etmemiz gerekiyor. D-8  sanayi ve ticaret odaları başkanlarını da bu konuda son derece istekli görüyorum  ve onlara teşekkür etmek istiyorum. Bu anlamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği  (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’yu da bu toplantıda ağırlayacağız.

Bugün kimi ülkelerce döviz kurlarının siyasi saiklerle kullanıldığı  bir dönemi yaşıyoruz. Ticaret savaşlarının olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Buna en  güzel cevabı kendi aramızdaki ticarette yerli ve milli para birimlerimizi  kullanarak verebiliriz. Türkiye olarak Çin, Rusya, İran ve Ukrayna gibi ülkelerle  ticaretimizi milli para birimleriyle yapmaya hazırlanıyoruz. Birçok ülkeyle de  ilaveten bu tür görüşmeleri sürdürüyoruz. Bunu D-8 bünyesinde de gerçekleştirmek  mümkün. Bu anlamda D-8 bünyesinde de takas odası kurulmasını teklif ediyoruz.”

Kaynak: TGRT Haber

Brezilya, İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e Taşıma Kararı Aldı

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, ülkesinin İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını açıkladı.

Brezilya’da devlet başkanlığına seçilen Jair Bolsonaro, bir gazeteye yaptığı açıklamada Brezilya ile İsrail rejimi arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini desteklediğini söyledi. Jair Bolsonaro, ülkesinin İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını açıkladı.

ABD BAŞI ÇEKTİ

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın kararıyla ABD, İsrail Büyükelçiliği Tel Aviv’den Küdüs’e taşıma sonucu almıştı. Bu kararının peşinden konu Guatemala, Honduras ve Romanya benzer biçimde ülkelerde tartışmaya açıldı. Amerika, İslam ülkelerinden almış olduğu tepkileri görmezden gelerek İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı.

BİR KARAR DA BREZİLYADAN GELDİ

Geçtiğimiz günlerde Brezilya’da meydana getirilen başkanlık seçimlerini, çok aşırı sağcı Sosyal Liberal Parti’nin lideri Jair Bolsonaro kazanmıştır. Bolsonaro, ilk projelerinden birinin İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımak olacağını deklare etti.

Brunson’la ilgili gerçekler ortaya çıktı! İlk kez yayınlandı…

 

İzmir’de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson ile ilgili gerekçeli kararda, sanığın, öncülüğündeki kilisede bölücü faaliyetleri desteklediği bilgisine yer verildi.

Davaya ilişkin kararını 12 Ekim’de veren İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 124 sayfalık gerekçeli kararın yazımını da tamamladı.

Gerekçeli kararda Brunson’ın “kazan kazan” prensibiyle hareket ederek Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) yardım aldığı ve bu örgütle iş birliği içerisinde olduğun, örgütün hiyerarşisinde bulunmadığı ancak örgüte yardım ettiği kaydedildi.

http://cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

Brunson’ın 15 Temmuz sonrası mesajları

Brunson’ın, aralarında FETÖ’nün sözde eski Ege Bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa’nın da bulunduğu çok sayıda örgüt mensubuyla bağlantısına işaret edilen kararda, sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından 21 Temmuz’da “General Dan” diye yazdığı, “Bir süreden beridir Türkleri sarsacak bazı olayları bekliyorduk” ifadesinin yer aldığı mesajında darbe girişimine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunduğu hatırlatılarak “Söz konusu mesaj içeriğinde yer alan bazı hususların sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ile ilgili düşüncelerini ve bu bakış açısının FETÖ ile paralelliğini ortaya koyması bakımından altının çizilmesinde mahkememizce fayda mülahaza edilmiştir.” denildi.

Sanığın aynı mesajda “Ve darbe sonrası tasfiye, tek adam yönetimine doğru ivme, bu da başka bir sarsıntı” değerlendirmesinde bulunduğu vurgulanan kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın, darbe sonrası devletin bütün siyasi organları, kendi içindeki terör hücrelerine karşı gelen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet kuvvetleri, yargı organları ve diğer kamu, kurum ve kuruluşları ile topyekûn ortaya koymuş olduğu tedbirleri tasfiye olarak nitelemesi bir yana demokratik bir sistemde halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş bir hükümete ve dahası tüm siyasi aktörleri içerisinde bulunduran ve bütün Türk milletini temsil eden TBMM’ye karşı gerçekleştirilmiş bir darbe girişiminin başarısızlığından ortaya çıkan sonucu ‘tek adam’ yönetimine doğru bir hız kazanma olarak değerlendirildiği her türlü izahtan yoksundur.”

“Dua” kod adlı gizli tanık ile açık kimlikleriyle tanık olanların, Brunson’ın görev yaptığı Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli Suriye veya Türkiye vatandaşlarından oluşan ayrı bir cemaatin bulunduğu, Mesih’in Kürdi veya Kürt kilisesi olarak anılan kiliseleri kontrol ettiğine yönelik ifadelerine yer verilen kararda, sanığın, bu etnisiteye dayalı ayrımcılığı besleyerek YPG/PKK gibi örgütlere yardım sayılabilecek faaliyetler içerisinde bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

Buna ilişkin bazı tanıkların ifadesine de yer verilen gerekçeli kararda, Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli cemaatin lideri konumuna getirilen Suriyeli Muhammed Ahmad’in ayinlerde, Türkiye’yi katil devlet olarak tanımladığı, PKK ve YPG’nin terör örgütü olmadıklarını, bunları desteklenmeleri gerektiği konusunun Brunson tarafından bilindiğinin altı çizilirken, sanığın, “Kürt halkının Türkiye’de ezilen halk olduğu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğine” dair konuşmalar yaptığına dikkat çekildi.

Kilisedeki “bölücü” faaliyetler gerekçeli kararda

Brunson öncülüğünde kurulan Kürt Kilisesi’nin Suriyeli mültecilerin “dil bilmezlik” sorununu aşmak için oluşturulmuş bir pratikten daha fazla anlam taşıdığına vurgu yapılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

“(Brunson’ın kontrolündeki kilise kastedilerek) YPG/PKK terör örgütleri özgürlük savaşçıları olarak tanıtılmaktadır. Türkiye’nin milli misak ile belirlenen sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan olarak kabul eden anlayışı kilise katılanlarına empoze edilmiştir. Halkların kendi kaderlerini tayin etme haklarının bulunduğu şeklindeki evrensel söylemlerin popülist çekiciliği kullanılarak açık açık bu örgütlerin desteklenmesi gerektiğinin dillendirildiği kabul edilmiştir.”

Yazılan gerekçeli kararda, sanığın bunu düşünce açıklamasından öteye taşıyarak dile getirdiği bu düşüncesini hayata geçirmek için terör sorununun yoğunlaştığı bir bölgede adeta siyasi bir aktör gibi Kürt yöneticilerle temas kurduğu kaydedildi.

Dini öğretileri aşan gayeler

Sanığın bölgeden kilisesine sevk edilen bir etnik kitleyi misyonerlik adı altında eğitime aldığı belirtilen kararda, “Geldikleri yerde bu örgütün (YPG/PKK) zulmüne uğramış bazı Suriyeli mültecilerin dahi kilisede PKK terör örgütüne verilen destekten rahatsızlık duyarak kilisedeki toplantılara katılmaktan vazgeçtikleri anlaşılmıştır. Böyle siyasi bir mülahazanın egemen olduğu kilisede sanığın ve destek verdiği kişilerin dini öğreticiliğini aşan gayelerinin olduğu, tıpkı FETÖ ile olduğu gibi ‘kazan kazan’ prensibi ile PKK terör örgütü ve uzantıları ile girdiği iletişim ve etkileşim içinde bu örgütlere yardım ettiği kabul edilmiştir.”

İddianamede Brunson’a isnat edilen “Siyasal ve askeri casusluk” suçlamasına ilişkin yeterli delil bulunmadığını belirtilen kararda, “Sonuç olarak sanık hakkında, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ eylemi nedeniyle, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesi delaletiyle, TCK’nin 314/2. maddesi uyarınca ve ‘Siyasi veya askeri casusluk’ eylemi nedeniyle TCK’nin 328/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yukarıda ayrıntıları ve delilleri ile birlikte tartışılan eylemleri bütünün TCK’nin 220/7 maddesinde düzenlenmiş bulunan, ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

Önce 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Brunson’ın bu cezasının TCK’nin 220/7 maddesinin son cümlesi uyarınca yarı oranında indirime gidilerek 2 yıl 6 aya çekildiği ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) ilgili maddesi gereğince bunun 3 yıl 9 aya yükseltildiği vurgulanan kararda, sanığın, yargılama sırasında gözlenen olumlu tutum ve davranışlarının da göz önünde bulundurularak cezanın 3 yıl 1 ay 15 güne düşürüldüğü belirtildi.

Kararda ayrıca Brunson hakkında 28 Temmuz 2018’de verilen “Konutunu terk etmekten yasaklanması” ve “Yurt dışına çıkmaktan yasaklanması” gibi adli kontrol tedbirlerinin hükümle kaldırıldığı da yer aldı.

Terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 35 yıla kadar hapis cezası istenen Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson, 12 Ekim’de görülen karar duruşmasında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası almış, hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılarak serbest bırakılmıştı.

 

Kaynak: TGRT Haber

ABD’ye göçmen girişinde tüm zamanların rekoru kırıldı

 

ABD’ye, 2016 yılında yasal ve yasa dışı yollarla toplam 1 milyon 750 bin göçmen giriş yaptı ve bu, tüm zamanların en yüksek rakamı oldu.

ABD Göçmenlik Araştırmaları Merkezinin son veriler ışığında hazırladığı raporda, 2000’den sonraki göçmen girişinin 1 milyon 85 ile en az olduğu, 2011 yılından bu yana ABD’ye girişlerde artış olduğu, 2016’da 1 milyon 750 bin göçmenin ülkeye giriş yaptığı ve bunun, rekor seviyeye ulaşıldığı kaydedildi.

Ekonomik sorunlar nedeniyle ülkeye giriş yapanların, özellikle Güney Amerika ülkelerinden olduğu; bu rakam 2011 yılında 335 bin iken 2016 yılında 668 bine çıktığına dikkat çekildi.

2016 yılı içinde ABD’ye en fazla göçmen girişi 196 bin kişi ile Meksika’dan, 194 bin ile Hindistan’dan, 171 bin ile Çin’den oldu.

Ayrıca raporda, ülkeye yasa dışı yollardan giriş yapan göçmenlerin maliyetinin kişi başı 69 bin 570 dolar olduğu kaydedildi.

Göçmenlik Araştırmaları Merkezi direktörlerinden Steven A. Camarota, “Son yıllarda ABD’ye yerleşmekte olan göçmenlerdeki bu dramatik artış, konuk işçiler ve yabancı öğrenciler gibi ülkedeki uzun vadeli geçici vize sahipleri ile yeşil kart kazanan yeni daimi sakinlere sağlanan cömert yasal göç sisteminden kaynaklanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: TGRT Haber

Cemal Kaşıkçı Soruşturmasında Yeni Gelişme! Suudi Başkonsolosluğu ile Rezidanstaki DNA Örnekleri Uyuştu

Cemal Kaşıkçı soruşturmasıyla ilgili başkonsoloslukta yapılan aramalarda elde edilen DNA örnekleri ile konsolosluk konutundaki örnekler uyuştu. Savcılık, ABD’li yetkililerden Cemal Kaşıkçı’nın kan örneklerini istedi.

2 Ekim’de Suudi Arabistan‘ın İstanbul Başkonsolosluğuna giden Cemal Kaşıkçı‘nın öldürüldüğü iddialarının büyümesi üzerine başlatılan incelemelerde önemli deliller elde edildi. Kaşıkçı soruşturması kapsamında Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda yapılan aramalarda elde edilen DNA örnekleri ile Suudi Konsolos’un rezidansındaki örnekler uyuştu.

KONSOLOSLUKTAKİ DNA ÖRNEKLERİ İLE REZİDANSTAKİ ÖRNEKLER UYUŞTU

Pazartesi günü Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda 9 saat boyunca arama ve inceleme yapan Türk yetkililerin ulaştığı DNA örnekleri, bugün gerçekleştirilen konsolosluk konutundaki örneklerle uyuştu.

SAVCILIK, CEMAL KAŞIKÇI’NIN KAN ÖRNEKLERİNİ TALEP ETTİ

Öte yandan savcılık, ABD‘li yetkililerden Cemal Kaşıkçı’nın kan örneklerini talep ettiği belirtildi. Soruşturma derinleşiyor Pazartesi günü Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda polis ekiplerince yapılan incelemede, çok sayıda DNA örneğinin alındığı öğrenilmişti.

İNCELEMELERDE ‘LUMİNOL’ ADI VERİLEN MAVİ IŞIK KULLANILIYOR

İncelemeler sırasında, “Luminol” diye adlandırılan yöntemle özel bir ışık tutulduktan sonra kullanılan kimyasal madde yardımıyla bina içerisinde çok sayıda DNA hücre örneğinin toplandığı belirtilmişti.

ABD Savunma Bakanı: Münbiç İçin Türkiye İle Eğitimler 3 Gün İçinde Başlayabilir

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Türk ve Amerikan askerlerinin Münbiç’te ortak devriyeler gerçekleştirmeleri için gereken eğitimlerin 3 gün içinde başlayabileceğini açıkladı.

Latin Amerika ziyareti sürerken uçakta kendisine eşlik eden Amerikalı basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Münbiç konusuna da değindi.

Münbiç civarında koordineli ancak bağımsız devriyelerine devam eden Türk ve Amerikan güçlerinin ne zaman ortak devriye faaliyetine başlayacağına ilişkin bir soru üzerine Mattis, “72 saat içinde diyebilirim. Çok yakında, belki daha da önce.” şeklinde yanıt verdi.

PERSONEL VE EKİPMANLAR TÜRKİYE‘DE

Mattis ayrıca, söz konusu eğitimler için ilgili personelin ve ekipmanların şu anda Türkiye‘de olduğunu ifade etti, ancak detaylara girmeyeceğini belirtti.

ABD Savunma Bakanı, ortak devriyelerin ne zaman başlayacağı sorusuna ise yanıt vermedi.

“MÜNBİÇ’E HİÇBİR ETKİSİ YOK”

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Ortadoğudan Sorumlu Müsteşar Vekili David Satterfield da Dışişleri Bakanlığında katıldığı bir toplantıda, Münbiç konusunda açıklamalar yaptı.

Satterfield, Türkiye ile ABD arasındaki son gerilimin Münbiç’teki mutabakata olumsuz yansıyıp yansımadığı hakkındaki bir soruya, “Hiçbir etkisi yok. İlgili tarafların dahil olduğu Münbiç Yol Haritası süreci, sorunsuz ve oldukça cesaret verici şekilde sürüyor. İkili ilişkilerdeki diğer konuların burada etkisini görmüyoruz.” şeklinde cevap verdi.

“DEVRİYELER BAŞARILI GEÇİYOR”

ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyonun komutanlarından Felix Gedney, önceki gün yaptığı açıklamada, gerekli eğitimler tamamlandığında, Münbiç’te Türkiye ile ABD arasındaki ortak devriyelerin başlayacağını belirtmişti.

Gedney, “Türk güçleri, Münbiç sınırındaki bağımsız koordineli devriyelerine devam ediyorlar ve bu devriyeler oldukça başarılı geçiyor.” demişti.

Pentagon Sözcüsü Eric Pahon, 18 Haziran’da yaptığı açıklamada, Türk ve Amerikan birliklerinin, Münbiç Yol Haritası ve Güvenlik Prensipleri uyarınca koordineli ancak bağımsız şekilde devriye faaliyetlerine başladığını bildirmişti.

4 HAZİRANDA YOL HARİTASI ORTAYA ÇIKMIŞTI

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Amerikalı mevkidaşı Mike Pompeo, 4 Haziran’daki görüşmelerinde, ilçede güvenlik ve istikrarın sağlanmasını da içerecek bir yol haritasını onaylamıştı.

Terör örgütü YPG/PKK, Halep iline bağlı Münbiç ilçesini, Ağustos 2016’da ABD’nin desteğiyle terör örgütü DEAŞ’tan alarak işgal etmişti. Terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadele bahanesiyle YPG/PKK’ya desteğini sürdüren ABD, ilçe merkezinin DEAŞ’tan temizlenmesinin ardından YPG/PKK’nın Münbiç’ten çıkacağı konusunda Türkiye’ye garanti vermiş ancak bunu yerine getirmemişti.

Trump’ın Eski Yardımcısından, Bomba İddia: Melania Trump, Boşanmak İçin Gün Sayıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın eski yardımcısı Omarosa Newman, Beyaz Saray günlerini anlattığı yeni kitabında, Melania Trump’ın eşinden boşanmak için gün saydığını, eşini cezalandırmak için de pasif agresif ruh halini yansıtan kıyafetler seçtiğini iddia etti.

NEW ABD Başkanı Donald Trump‘ın eski yardımcısı Omarosa Newman, Beyaz Saray günlerini anlattığı yeni kitabında, Melania Trump’ın eşinden boşanmak için gün saydığını, eşini cezalandırmak için de pasif agresif ruh halini yansıtan kıyafetler seçtiğini iddia etti.

GİYDİĞİ KIYAFETLERLE CEZALANDIRIYOR

Newman, Amerikan kamuoyunda tartışma yaratan ve yarın piyasaya çıkacak “Dengesiz” (Unhinged) adlı kitabında, Donald Trump’ın, eşi Melania Trump’ın eşinden boşanmak için gün saydığını öne sürdü. Melania Trump’ın, eşini utandırmak için kasıtlı olarak alışılmışın dışında kıyafetler giydiğini savunan Newman, “Melania Trump’ın giydiği kıyafetlere bakıldığında, stilindeki başkaldırı tek bir amaca hizmet ediyor. Melania’nın stilini eşini cezalandırmak için kullandığına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“GERÇEKTEN UMRUMDA DEĞİL”

Newman, Trump’ın kendi yanlışlarını düzeltmek için eşini zorla göçmenlerin kaldığı merkeze götürdüğünü, o nedenle de Melania Trump’ın üstünde “I really don’t care (Gerçekten umurumda değil)” yazılı bir ceket giydiğini ileri sürdü. Trump’ın evliliğinin uçurumun kenarında olduğunu ve Melania Trump’ın eşinin başkanlık süresi biter bitmez boşanmayı istediğini iddia eden Newman, kitabında, “Bana göre, Melania eşinin görev süresinin bitmesi için dakikaları sayıyor ki ondan boşanabilsin.” değerlendirmesini yaptı. Beyaz Saray’daki az sayıdaki Afro-Amerikalılardan biri olan Newman, Trump’ın seçim kampanyasında görev almış, seçilmesinin ardından Trump’ın yardımcısı olmuştu. Newman, Beyaz Saray günlerini anlattığı yeni kitabında, Trump’ı “ırkçı” olmakla suçlamış, Trump ise iddiaları yalanlamıştı.

 

 

Rus Otomotiv Devinden Türkiye Hamlesi! Kuru Sabitleyerek Kamyonetleri Piyasaya Sundu

Rus otomotiv devi GAZ, dövizde yaşanan artıştan müşterilerinin zararını en aza indirmek amaçlı kısa bir süre için satışa sunduğu panelvan ve kamyonetleri, dolar kurunu sabitleyerek piyasaya sunuyor.

Rus ticari araç devi GAZ, Türkiye‘deki yapılanmasını sürdürürken, dövizde yaşanan dalgalanmaları da müşterilerine yansıtmama kararı aldığını duyurdu.

TAKAS İNDİRİMİYLE ARAÇLARI, KURU SABİTLEYEREK SATIŞA SUNDU

GAZ Türkiye, kısa bir süre için satışa sunduğu GAZelle Next panelvan ve kamyonetleri, dolar kurunu sabitleyerek piyasaya sunuyor. Konu ile ilgili yapılan açıklamada “GAZelle Next kamyonetler 61.705 TL’den başlayan fiyatlarla GAZelle Next Panelven’lar ise 71.344 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Ayrıca 5 bin TL’ye varan nakit ve takas indirimi de sunuyor” denildi.

Yunan Basınından Çarpıcı İddia: Atina’daki Yangın Türkiye’yi Suçlamak Amacıyla ABD Tarafından Çıkarıldı

Yunan basını, Atina’da 91 kişinin hayatını kaybettiği yangınla ilgili kaleme aldığı haberde “Yangın, Türkiye’yi suçlamak amacıyla ABD tarafından çıkarılmış olabilir” iddiasını ortaya attı.

Yunanistan’da, başkent Atina yakınlarında meydana gelen 91 kişinin hayatını kaybettiği, 25 kişinin kaybolduğu orman yangınının “Türkiye’yi suçlamak amacıyla ABD tarafından çıkarılmış olabileceği” iddia edildi.

“KUNDAKLAYICILAR ERDOĞAN İLE PUTİN”

Atina’da yayımlanan Eleftheri Ora gazetesi, manşetten verdiği “Çipras bütün Yunanistan’ı yakmaya hazır-Kundaklayıcılar Erdoğan ile Putin” başlıklı haberinde, hükümete yakın kimi çevrelerin “Türk ajanların, Rus teknolojisini kullanarak 8 Türk askerin saklandığı Mati bölgesini ateşe verdiği yönünde senaryolar yaydığını” yazdı.

“BELKİ DE AMERİKALILAR DÜZENLEDİ”

Gazetenin “Rafina yangınında Türk parmağıyla ilgili komplo teorileri” başlıklı başka bir haberinde de ABD ve NATO’nun, Türkiye’nin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rusya’ya “yaklaşımı” nedeniyle “büyük sorun yaşadığı” belirtilerek, “Tüm bu toplu katliamı, Türkiye’yi, ‘dost’ Rusya’dan ödünç alınan teknolojiyle kundaklayıcı olarak suçlamak için belki de Amerikalılar düzenledi.” ifadelerine yer verildi.

“ATTİKA’YI YABANCI AJANLAR ATEŞE VERDİ”

Kontra News gazetesi de “Attika’yı yabancı ajanlar ateşe verdi ve insanları diri diri yaktılar” başlıklı haberinde, yangının ardında Yunanistan’ı istikrarsızlaştırmak için örgütlü bir plan bulunduğunu ileri sürerek, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın da Bakanlar Kurulu’nda yaptığı konuşmasında bunu ima etttiğini yazdı.

“YANGIN, ABD ENERJİ SİLAHLARIYLA ÇIKARILDI”

Attikanea internet sitesinde yer alan bir makalede ise yangını, ABD’nin, NASA’nın lazer uyduları aracılığıyla MASERS ışınları kullanarak çıkardığı iddia edilirken, Megas Filippos isimli internet sitesi de yangın bölgesindeki otomobillerin camlarının erimiş olduğuna dikkati çekerek, yangının “ABD’nin sahip olduğu güdümlü DEW tipi enerji silahlarıyla çıkarıldığını” ileri sürdü.

Doğu Attika’daki yangınla ilgili bilgi kirliliğinin yoğun yer aldığı sosyal medya hesaplarında ise “Rothschildler bizi lazer silahla yaktı” yorumları yapılırken, Yunanistan’ın, orman yangınının ardından ABD tarafından HAARP sistemi aracılığıyla meteorolojik saldırıya da uğradığı, saldırının 11 bofor kuvvetinde fırtına oluşturarak şiddetli yağmur ve sele neden olduğu iddiasında bulunuldu.

Vradini gazetesi, cumartesi günkü sayısında, Atina’nın doğusunda yer alan Mati’de çıkan yangında, Türkçe konuşan 8 yabancının kurtarıldığını belirterek, bu kişilerin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Yunanistan’a kaçan FETÖ üyesi 8 firari asker olduğunu iddia etmişti.

Mora Yarımadası’ndaki Aigialia Metropoliti Amvrosios ise yaptığı açıklamada, Atina’daki yangın felaketini Aleksis Çipras’ın ateist olmasına bağlamıştı.

Katar’da Darbe Girişimi İddiası: Darbeci Generali Türk Subayı Vurdu!

Arap medyasında yer alan iddialara göre, Katar’da yaşanan darbe girişiminde üst düzey Katar Askeri yetkilisi, Türk subayı tarafından başından vurularak öldürüldü.

Arap medyası Katar’da 15 Temmuz hain darbe girişimine benzer bir kalkışma yaşandığını iddia etti. İddiaya göre tıpkı kahraman şehit Ömer Halisdemir gibi, Katar’da da bir Türk subayı, darbe girişiminde bulunan generali başından vurarak öldürdü.

TÜRK YETKİLİ GENERALİ ÖLDÜRDÜ

GDN News’in Doha’dan geçtiği haber göre, Türk subay, Lakhouya Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General Mohammed bin Abdulaziz bin Nasser Al-Ateya’yı başından vurdu. Habere göre; Türk yetkili, resmi izin olmadan Al-Wajba Sarayı’na girmeye çalıştığı için generali öldürdü. İddia sosyal medyada da geniş yankı buldu; Twitter kullanıcıları #Turkish_kills_Qatari-officer başlığı açarak olayı hakkında çok sayıda mesaj paylaştı.

DOĞRULAMA YA DA YALANLAMA YAPILMADI

Türk subayın, generali saraydan içeri almamak için başlayan arbedenin ardından vurduğu belirtildi. Katar medyası, 60 yaşındaki General Al-Ateya’nın geçtiğimiz cuma günü öldüğünü öne sürerken, sosyal medyadaki haberlerle ilgilidoğrulama ya da yalanlama yapılmadı. Türk askerleri; Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’dan oluşan Arap dörtlüsünün Katar rejimine ambargo kararı almasının hemen ardından, 19 Haziran 2017’de Doha’ya gelmiş ve ülkede kurulan Türk üssüne yerleşmişti.

TÜRK ASKERİ, YETKİLİLERİ YALANLADI

İHA’nın haberine göre, Arap medyasına yansıyan haberlerin ardından Türk askeri kaynaklar, söz konusu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu vurguladı.

İDDİALAR TÜRK MEDYASINDA YANKILANDI

Arap medyasında yer alan bu iddialar Türkiye’de de geniş yankı buldu. Sabah gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu ve Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni Erem Şentürk konuyla ilgili paylaşımlarda bulundu.

İşte o mesajlar;