"Kredilerdeki aşırı büyümeye kayıtsız kalmayacağız"

09 Nisan 2013 Salı 20:58
kredilerdeki-asiri-buyumeye-kayitsiz-kalmayacagiz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, finansal istikrarın korunması ve cari dengenin sürdürülebilir bir seviyede seyretmesi açısından kredilerdeki aşırı büyümeye, Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki aşırı değer kazanması veya kaybetmesine kayıtsız kalmayacaklarını bildirdi.

Merkez Bankası’nın 81. Olağan Genel Kurulu, Başçı’nın açış konuşmasıyla başladı.Erdem Başçı, hazırladığı 20 sayfalık sunumun bir bölümünü paylaştı, kalan kısmının bankanın internet sitesinden alınabileceğini söyledi. Başçı’nın 2012’deki önemli ekonomik gelişmelere ve alınan para politikası tedbirlerine ilişkin sunumu, daha sonra TCMB’nin internet sitesinde yayımlandı.

Sunumda, Merkez Bankası’nın yeni para politikası tasarımının, 2006 yılından itibaren uygulanan enflasyon hedeflemesi stratejisinin fiyat istikrarından ödün vermeden finansal istikrarı da içine alacak şekilde yeniden düzenlendiği bir çerçevede oluşturduğu belirtildi.

Mevcut politika çerçevesinin, 2006 yılından itibaren uygulanan standart enflasyon hedeflemesi stratejisine kıyasla önemli ölçüde geliştirildiği vurgulanan sunumda, yeni çerçevede fiyat istikrarı temel amacının korunduğu, bu amaçla uyumlu para politikası uygularken, finansal istikrara ilişkin risklerin de daha yakından dikkate alındığı ifade edildi. Sunumda, bu doğrultuda, 2012 yılında para politikası uygulaması çerçevesinde, faiz koridoru, etkin likidite yönetimi, zorunlu karşılıklar, rezerv opsiyonu mekanizması gibi politika araçlarının aktif olarak kullanıldığı kaydedildi.

-Faiz koridoru- Merkez Bankası’nın son yıllarda piyasa faizlerini ve likiditesini etkilemek amacıyla etkin olarak kullandığı en önemli para politikası araçlarından birinin faiz koridoru olduğu belirtilen sunumda, piyasa faizlerinin, söz konusu operasyonel yapının bir gereği olarak faiz koridorunun içinde oluştuğu ifade edildi.

Faiz koridorunun, geleneksel anlamda enflasyon hedeflemesi uygulayan birçok merkez bankası tarafından piyasa faizlerinin politika faizinden belirgin şekilde sapmasını engellemek amacıyla kullanıldığına vurgulanan sunumda, politika faizinin etrafında simetrik ve genelde değişmeyen dar bir bant olarak tanımlanan faiz koridorunun, likidite yönetimi çerçevesinde pasif bir rol üstlendiği belirtildi.Merkez Bankası’nın izlediği yeni para politikası yaklaşımında ise faiz koridorunun aktif bir araç olarak kullanıldığı ifade edilen sunumda, gerekli görüldüğü takdirde genişliği Merkez Bankası tarafından ayarlanabilen faiz koridorunun, politika faizi etrafında asimetrik bir şekilde oluşturulabildiğine değinildi. Sunumda, bu yapı ile faiz koridorunun gerek kısa vadeli sermaye hareketlerindeki oynaklığa karşı hızlı ve esnek tepki verebilen, gerekse kredi büyümesi üzerinde etkili olabilen bir para politikası aracı olarak kullanılabildiğine işaret edildi.

-Rezerv opsiyonu mekanizması-

Merkez Bankası tarafından rezerv opsiyonu mekanizmasının, son dönemde sermaye hareketlerindeki oynaklığın artmasının makro ekonomik ve finansal istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı hedefleyen yeni bir para politikası aracı olarak geliştirildiği ve kullanılmaya başlandığı belirtilen sunumda, bu tasarım ile bankaların Türk lirası zorunlu karşılıklarının bir bölümünü döviz ve altın cinsinden tutmalarına izin verilmek suretiyle gönüllü olarak ek döviz ve altın rezervleri bulundurmalarının sağlandığı kaydedildi.

Rezerv opsiyonu mekanizması uygulamasıyla bankaların, Merkez Bankası’nda tuttukları döviz rezervlerini dış finansman koşullarındaki değişimlere göre ayarlayabilmesinin, sermaye akımlarının döviz kuru ve krediler üzerinde oluşturduğu oynaklığı azaltmasının beklendiğinin altı çizilen sunumda, ayrıca rezerv opsiyonu politika faizi mekanizması uygulamasının "yastık altı" altının ekonomiye kazandırılmasına da katkıda bulunacağının öngörüldüğü ifade edildi.

-Kredilerin büyüme hızı-

Sunumda, cari açık ile yakın ilişki gösteren kredilerin büyüme hızının aşırı yüksek seviyelerde seyretmemesinin, sermaye akımlarındaki oynaklığın olumsuz etkilerinin sınırlandırılması açısından önem taşıdığı ifade edilerek, bu çerçevede kredi stokundaki değişimin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı olarak hesaplanan net kredi kullanım oranının, kredi büyümesinin ekonomik etkilerini iyi şekilde özetleyen gösterge olarak kabul edildiği bildirildi.

Bu oranın, 2011 yılının ortalarından itibaren finansal istikrar açısından makul düzeylere doğru gerilediği ve cari dengede paralel bir şekilde kademeli iyileşme gözlendiği kaydedilen sunumda, 2012 yılında kredilerdeki hızlı artışın önüne geçmek amacıyla ilgili diğer otoritelerin koordinasyonunda, zorunlu karşılık oranları, likidite politikası, aktif risk ağırlıkları, genel karşılıklar ve kredi/değer oranı gibi politika araçlarının aktif olarak kullanıldığı belirtildi. Başçı’nın sunumunda şu ifadelere yer verildi: "Bu tedbirler sonucunda kur etkisinden arındırılmış kredi büyüme hızının 2010 yılında ulaştığı yüzde 30’un üzerindeki riskli seviyelerden, 2011 yılında yüzde 25 civarına ve 2012 Ekim ayında yüzde 15 seviyelerine gerilediğini görmekteyiz. Son çeyrekte ise iktisadi faaliyetteki toparlanmanın ve destekleyici likidite koşullarının etkisiyle artış gösteren kredi büyüme hızı, yıl sonunda yüzde 18,4 olarak gerçekleşmiştir."

-Dalgalı döviz kuruna devam-

Başkan Başçı’nın sunumunda, sermaye akımlarının olumsuz etkilerinin yumuşatılması amacıyla önem verilen ve takip edilen bir diğer kanalın döviz kuru olduğu ifade edilerek, TCMB’nin, 2010’dan itibaren uyguladığı politikalarla sermaye akımlarının artması sonucu kurlarda belirginleşen oynaklığı sınırlamayı hedeflediği dile getirildi.

Bu çerçevede, Türk lirasındaki aşırı değerlenmenin giderilmesi için politika faiz oranlarının düşürüldüğü ve faiz koridorunun aşağı yönlü genişletilerek kısa vadeli piyasa faizlerinin oynak seyretmesine izin verildiği aktarılan sunumda, bu çerçevede 2010 yılı sonlarına kadar benzer yükselen piyasaların para birimleri ile ortak bir hareket izleyen Türk lirasının, bu dönemden sonra belirgin bir ayrışma gösterdiğine dikkat çekildi. Başçı’nın sunumunda, şunlar kaydedildi: "Uyguladığımız faiz koridoru sistemi ve rezerv opsiyonu mekanizması sayesinde döviz kurundaki oynaklık diğer yükselen piyasalara göre daha düşük seviyelerde gerçekleşmiştir. Bu çerçevede, gerek 2011, gerek 2012 yılında Türk lirası diğer yükselen piyasalara kıyasla belirgin biçimde değer kaybetmesine rağmen, döviz kuru oynaklığının aynı gruptaki benzer ülkelere göre daha düşük gerçekleştiğini görmekteyiz. 2013 yılında da döviz kurlarının piyasadaki arz ve talep koşulları tarafından belirlendiği dalgalı döviz kuru rejimi uygulamasına devam edeceğiz. Uygulanan bu rejim çerçevesinde nominal ya da reel herhangi bir kur hedefimizin olmadığını bir kere daha vurgulamak isterim.

Bununla beraber, makro ekonomik ve finansal istikrara yönelik risklerin sınırlanması amacıyla Türk lirasının aşırı değerlenmesi veya değer kaybına karşı kayıtsız kalmayacağız. Bu çerçevede reel efektif döviz kuru endekslerindeki gelişmeleri de yakından takip edecek ve gerektiğinde finansal istikrarı desteklemek amacına yönelik politikalar uygulayabileceğiz."

-Enflasyon-

Erdem Başçı’nın sunumunda, 2011 yılının ikinci yarısından itibaren yurt içi nihai talebin yatay bir seyir izlerken net ihracatın katkısındaki belirgin artışla GSYİH’nin büyümeye devam ettiği, böylelikle ekonominin dengelenme sürecine girdiği ve makro finansal risklerin sınırlandığı bildirildi.

2011 sonunda yüzde 10,45 olan enflasyonun, 2012 yılında 4,3 puan gerileyerek yüzde 6,2 oranında gerçekleştiği, böylece son 44 yılın en düşük yıl sonu tüketici enflasyonuna ulaşıldığı anımsatılan sunumda, bu dönemde 2011 yılı genelinde Türk lirasında gözlenen değer kaybının enflasyon üzerindeki yansımalarının başta dayanıklı tüketim malları olmak üzere büyük ölçüde tamamlandığı belirtildi.

Sunumda, şu ifadelere yer verildi: "Yıl içinde işlenmemiş gıda fiyatlarındaki geçmişe kıyasla oldukça olumlu seyir, enflasyondaki gerilemede başrol oynamıştır. Tarım dışındaki uluslararası emtia fiyatlarının yıl genelinde ılımlı bir seyir izlemesi, döviz kurlarındaki istikrarlı gidişat ve yavaşlayan ekonomik faaliyet, enflasyon görünümüne olumlu katkı yapmıştır. Dolayısıyla maliyet ve talep baskılarının hafiflemesi ile temel enflasyon göstergeleri, yıl genelinde aşağı yönlü bir eğilim sergilemiştir. Öte yandan, özellikle enerjideki kamu fiyat ve vergi ayarlamaları enflasyonu olumsuz etkileyen bir faktör olmuştur. Sonuç olarak 2012’de tüketici enflasyonu yüzde 5 olan hedefin 1,2 puan üzerinde gerçekleşirken belirsizlik aralığının içinde kalmıştır.”

-2012’de kamu kesimi kararları-

Erdem Başçı’nın sunumunda, 2012 yılında, 2011 yılına kıyasla en dikkat çekici gelişmenin işlenmemiş gıda fiyatlarındaki düşüş olduğuna işaret edilerek, bunun yanında temel mal enflasyonundaki yavaşlama ile tütün ürünlerinde bu yıl içinde fiyat değişimi olmamasının da yıllık enflasyondaki düşüşe katkı veren ana unsurlar arasında olduğu ifade edildi.

Enerji fiyatlarının 2012 yılındaki yüksek seyrinde kamu kesimi kararlarının etkisinin ön plana çıktığı, yıl içinde akaryakıttan alınan ÖTV miktarının artırıldığı, elektrik ve doğalgaz fiyatlarının yükseltildiği belirtilen sunumda, şu ifadelere yer verildi: "Söz konusu kamu ayarlamalarının tüketici enflasyonuna doğrudan etkisi yaklaşık 1 puan olmuştur. Temel enflasyon göstergelerinin hem yıllık artış oranları hem de ana eğilimleri yıl genelinde aşağı yönlü bir hareket sergilemiştir. Hizmet enflasyonunun büyük ölçüde yatay seyrettiği bu dönemde, söz konusu gelişmede temel mal fiyatlarındaki yavaşlama belirleyici olmuştur. 2012 yılı boyunca büyük ölçüde yatay seyreden orta vadeli enflasyon beklentilerinin yılın son döneminde azalış eğiliminde olduğunu gözlemlemekteyiz. Yılın ilk bölümünde tüketici enflasyonunun yüzde 10’un üzerinde seyretmesine karşın enflasyon beklentilerinde bir bozulma olmamasını para politikasının etkinliği açısından olumlu olarak değerlendirmekteyiz."

-"Kazanımlar korunarak daha ileri götürülecek"-

Başçı’nın sunumunda, TCMB’nin bu yıl uygulamakta olduğu para politikasının genel çerçevesinin 25 Aralık’ta ”2013 Yılında Para ve Kur Politikası” metni ile kamuoyuyla paylaşıldığı anımsatıldı.

Bu çerçevede 2013-2014 yılları için olduğu gibi 2015 yılı enflasyon hedefinin de Orta Vadeli Program (OVP) hazırlık sürecinde hükümet ile varılan mutabakata paralel olarak yüzde 5 olarak belirlendiği hatırlatılarak, Merkez Bankası’nın hesap verme yükümlülüğünün bir unsuru olan belirsizlik aralığının ise önceki yıllarda olduğu gibi her iki yönde 2 yüzdelik puan olarak korunduğu bildirildi. Sunumda, şunlar kaydedildi: "Enflasyonu hedefle uyumlu seviyelerde tutmayı amaçlarken finansal istikrarı da makro bir perspektiften gözetmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda sermaye akımlarındaki oynaklığın yurt içi ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlandırmaya yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz. Bu vesileyle finansal istikrarın korunması ve cari dengenin sürdürülebilir bir seviyede seyretmesi açısından kredilerdeki aşırı büyümeye veya Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki aşırı değer kazanması veya kaybetmesine kayıtsız kalmayacağımızı bir kez daha vurgulamak isterim.

Özetle, 2013 yılında uygulayacağımız politikalar iktisadi dengelenme sürecinin belirginleştiği, enflasyonda istikrarlı bir düşüşün gözlendiği, bunlarla beraber iktisadi faaliyetin büyümeye devam ettiği 2012 yılında elde ettiğimiz kazanımların korunarak daha ileri götürülmesini amaçlamaktadır."



Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/-kredilerdeki-asiri-buyumeye-kayitsiz-kalmayacagiz-/ekonomi/ekonomidetay/09.04.2013/1691383/default.htm



Etiketler: Türkiye , doğalgaz , Merkez Bankası , enflasyon , Türk Lirası , ÖTV , likidite , tütün , GSYİH , 2011 , tüketim , maliyet , 2010 , internet , Tasarım , 2012 , isterim , 25 Aralık , Gerekli , 2013



Haber okunma sayısı: 865

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

TOKAT - HAVA DURUMU

TOKAT

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
23 hit, 5 ziyaretçi, 5 ziyaret
Bu ay:
37 hit, 13 ziyaretçi, 13 ziyaret
Toplam:
38172 hit, 11931 ziyaretçi, 14064 ziyaret